Sanat insanın yaratma, duygulanma, güzelden zevk alma gibi yüksek kabiliyetlerini belirten bir faaliyettir. İster bir sanat eseri yaratıcısı olsun, ister o sanat eserinden zevk alan bir kimse olsun, sanata karşı ilgi duyan herkes yaşamayı yeryüzünde ömür sürmekten çıkarıp bir mutluluk haline getirmiş, hayatı sevince kavuşturmuş mutlu kişilerdir.

Birçok bilginler, düşünürler sanatı çeşitli yönlerden ele almış, çeşitli açılardan inceleyip değerlendirmişlerdir. Sanat, varlığını en eski çağlardan biri duyuran, kabul ettiren bir insanlık konusu olduğu halde, onun tanımı, sınırları üzerinde henüz ortak bir görüşe tam anlamıyla varılamamıştır.

Birçok düşünürler sanatı, insanın fizik ve biyolojik yaşayışı dışındaki en zorunlu bir ihtiyaç, bir varlık olarak değerlendirmişlerdir. Bunlara göre insanları hayvanlardan ayıran, onlardan üstün kılan özelliklerin başında sanat gücü gelmektedir. Konuşmak, gülmek, ağlamak gibi özelliklerin yalnız insanlara özgü bir üstünlük olduğu kanısı, hayvanların bu özelliklerden yoksun bulunduğu kanısı bugün eni konu sarsılmış bir görüş haline gelmiştir. Ama, insanlarla hayvanları birbirinden ayıran, birini ötekinden üstün kılan sanat meselesi için böyle düşünmek mümkün değildir. Hayvanların sanat karşısında heyecanlara kapılması, hele onların sanat alanlarında yaratma gücü gösterebilmesi akla bile gelmez. Öyleyse, insanı insan yapan, hayvandan ayrı, ondan üstün kılan özel niteliklerin başında sanat geliyor. İnsan, yeryüzünde, ruhunda sanatın heyecanını, ürpertisini duyan, sanat eserini yaratabilen tek canlıdır.